Buzla üyelerinin sorduğu sorular
-
Çok keyifli bir çalışmaydı. O dönemde Türkiye'deki
Google ekibi de bu arkadaşlarla iletişim halindeydiler. Ve
evet o arkadaşların çalışmasının Türkiye'de ilk logo
tasarımı çalışmasında etkisi var. Yurtdışından
verilen mesaj alındı ve Türkiye’de 23 Nisan 2007’de
ilk kez Türkiye'de çalışma yapıldı. Ve arkası da
geldi. 2008 yılında farklı bir uygulama ile neden
İnternet kullanıcıları tasarlamasın dedik.
O dönemde hep atıfta bulunuyordum zaten, "Bir sene
önce talepte bulundular bizden İnternet kullanıcıları"
şimdi biz onlardan talepte bulunuyoruz diyerek. Hakikaten
ilgi çok yoğundu. Binlerce logo başvurusu geldi. En iyi
olduğunu düşündüğümüz logoyu alıp yayınladık.
Önümüzdeki dönemlerde de önerileri kullanıyor
olacağız.
-
Çok eskiden başlıyor benim bilgisayara ve teknolojiye
olan ilgim. Gençken de bir çok işte çalıştım
bilgisayar ve İnternet üzerine. Ama kariyerimdeki en
büyük adım Chiacago ofisinde Microsoft Ofisi'nde staja
kabul edilmemdi. Bu bir fırsattı benim için. Ve o
fırsatı orada bırakmadım üstüne gittim. İş teklifi
aldım Microsoft'tan. Arkasından Apple, şimdi de
Google’da kariyerime devam ediyorum. Bana göre başarı
temelleri için 3 önemli nokta var.
Birisi insanın kesinlikle zevk aldığı işi yapması.
Benim sevdiğim bir cümle vardır. Konfüçyüs'ün lafı.
"Sevdiğiniz işte çalışın, bir daha çalışmak zorunda
kalmazsınız." Bence çok güzel özetliyor her şeyi.
İkincisi yaptığınız işte nasıl fark yaratabilirim
diyebilmek bunu sürekli sorgulamak. Bir görev adamı olmak
vardır, verilen işi en iyi şekilde yapmaktır hedef.
Başarılı bir eleman olursunuz. Ama onun ötesinde, ben
bir şeyi nasıl değiştirebilirim, nasıl farklı
yapabilirim, başkasının yerine ben olduğum için nasıl
farklı yapabilirim o işi diyebilmek mühim.
Ve son olarak, yaptığınız işe ve markaya bağlı olmak
çok önemli. Çalıştığınız işi maaşlı olduğunuz
bir şirket olarak görmek değil, kendi markanız olarak
görebilmek çok önemli başarılı olmak için.
-
Google yeni fikirlere çok açık bir firma. Bunu kendi
çalışma modelinde de görüyoruz. Bizde %20 %80 diye bir
model vardır. Her çalışan vaktinin %20sini kendi
inandığı bir proje içn harcayabiliyor. Yöneticisine
projesini öneriyor. Yöneticisi kabul ederse, %20 vaktini
bu işe ayırabiliyor. Google bu %20'ye kaynak veriyor ve
yine gönüllü çalışmak isteyen insanların %20
vakitlerini kullanmaları üzerine kurulu bir ekip kuruyor.
Ve bu proje üzerine insanlar çalışmaya başlayabiliyor.
Google'ın gmail, google news, orkut gibi dünya çapında
çok kullanılan bir çok ürünü bu %20'lik projeler
olarak ortaya çıkmış. Google dünyasının dışına
baktığımızda da, oradan gelen fikirlere yorumlara her
zaman Google çok açık.
Bir örnek, google labs diye bir web sitemiz var. Oraya
gittiğinizde, Google'ın çalışmakta olduğu bir çok
projeyi görebilmek mümkün. O projeleri puanlamak
mümkün, o projeler hakkında yorumlar yapmak mümkün ve
oradaki platformda o projeler hakkında farklı kişilerle
sohbet edip fikir alışverişinde bulunmak mümkün. Yani
bizim yazılım geliştirme ekipleri dışarıdan
aldıkları fikirleri de projelerine entegre ediyor. Bütün
bunların üzerine bir adım daha attı Google. 10 üzeri
100 diye bir proje başlattı. 10 milyon dolar bütçe
ayırdı. Ve tüm dünyadan gelecek, yaşam tarzımızı
değiştirecek, insanlara çok büyük faydası olacak
ilginç fikirler varsa, bunların en iyilerini alıp
bunları bu 10 milyon dolarla destekleyeceğini söyleyerek
bir yarışma başlattı. Bu da aslında Google'ın yeni
fikirlere ne kadar açık olduğunu gösteriyor.
-
Her toplantıda sorulur. İnternet'te dolaşan o
fotoğraflar doğru mudur diye. İlk onu yanıtlayayım.
Evet o resimler doğru. Bizim özellikle Zürih ve
Amerika'daki ofisimizde çekilen resimler daha çok onlar.
Tabii ki her ofiste kaydıraklar kızaklar yok, seyyar
kuaförler de yok. Ama bence işin eğlencesi sadece şekil
tarafında, renginde değil, asıl eğlence çalışma
ortamında yatıyor. Google ortamını ben, hep bir
üniversite ortamına benzetiyorum. O kurumsal hayatın
ağırlığını Google'da hissetmiyorsunuz. Google’ın
içinde bir hiyerarşi yok. Herkes herkese çok rahat
ulaşabiliyor, herkes fikrini beyan edebiliyor. Her türlü
yeni fikre açık bir şirket Google. Çalışan kişilere
baktğınızda da, hepsi genç, dinamik, yaratıcı
kişiler. Bu anlamda çok iyi elemanları bir araya
getirmiş bir şirket. Onun için çalışma ortamı çok
keyifli. Ben bugün röportajda takım elbiseliyim ama o
gününe göre, toplantısına göre, değişiyor ama bu tip
kurallar da yok, çok rahat bir ortam. Biz de bu ortamı
Türkiye ofisinde yaşatmaya çalışıyoruz elimizden
geldiğince. Kızağımız yok ama diğer bir çok şeyi
sağlamaya çalışıyoruz.
-
10 üzeri 100 projesi Google'ın tüm dünyadan gelebilecek
değişik yaratıcı fikirleri konsolide edip bunların en
iyilerini hayata geçirmeyi hedeflediği bir proje. Ve
inanılmaz başvuru oldu, çok ilginç fikirler de geldi.
Şu anda değerlendirme aşamasındayız. Evet maalesef ilk
açıkladığımız tarihlerden biraz daha uzadı,
sonuçları tam zamanında açıklayamadık ama bunu negatif
olarak değil, pozitif olarak değerlendirmek gerek. O kadar
güzel fikirler gelmeye başladı ki, zaman limitiyle onu
kesmek yerine, yeni fikirleri de almaya karar verdik, bir
dönem daha uzattık. Ama dediğim gibi değerlendirme
aşamasına geçtik yakın zamanda bununla ilgili
açıklamalar gelecek.
-
Söyleyebileceğim en önemli şey belki, o işi zevk alarak
yapıyor olmam. Benim en çok keyif aldığım olay, tüm
yaptığımız pazarlama çalışmalarının içerisinde,
çok sevdiğim ve bildiğim bir konu hakkında geniş bir
gruba yönelik bir sunum, seminer, eğitim veriyor olmak.
Onlardan sorular alıp, onları yanıtlamaya çalışmak...
Bu benim çok zevk aldığım bir şey. Zevk aldığım bir
şey olduğunda da sahneye çıktığımda anlatmaya
başladığımda kendimi bir anlamda kaptırıyorum. Mutlaka
sunum teknikleri dersleri, farklı eğitimlerin çok
faydası oluyordur ama bence en önemli şey çok iyi
bildiğiniz konuda konuşuyor olmak ve bu işi zevk alıyor
olarak yapmak.
-
İş hayatını ve özel hayatı iyi dengelemek lazım. İş
tempom çok yüksek. Dönemine göre bu daha da artabiliyor.
Ama bunu terazi gibi düşünmek lazım. İş dünyasında
yapılabilecek çok şey var. O günü bitirdiğinizde, şu
işi de yapabilirdim, şu toplantıyla şu işbirliğini
yapabilirdim gibi aklınıza bir sürü fikir geliyor.
Onların hepsini yapmaya çalıştığınız anda bu terazi
bozulmaya başlıyor. Diğer tarafta da bir denge var.
Ailenize, sevdiklerinize ayırdığınız zaman ve artı
hobileriniz tabii ki. Burada da bir başarı yakalamaya
çalışıyorsunuz tabii ki. Bu sefer burada hepsini yapmaya
çalışırsınız, terazi o yöne doğru ağır basmaya
başlıyor, öbür tarafta bir şeyleri kaçırmaya
başlıyorsunuz. Önemli olan o çizgiyi doğru çizebilmek.
İşi sevmek, başarı için çalışmak, yoğun
çalışmak, yaratıcı olmak, bunları hayata geçirmek...
çok güzel ama bir noktada yeter ben terazinin öbür
tarafına ağırlık vermeliyim demek gerekiyor ki bu biraz
kişinin kendisinde olan bir kontrol.
-
Google çalışma ortamında hiyerarşi yoktur. Çok yatay
bir organizasyon vardır. Türkiye için ise, sadece Google
için konuşmuyorum, Türkiye İnternet dünyasındaki bir
çok ülke için çok önem taşıyan bir ülke. Bunun bir
kaç nedeni var, bir tanesi Türkiye’deki 26,5 milyon
İnternet kullanıcısı. Bu rakamla dünyada, en çok
İnternet kullanıcısı olan 13. ülkeyiz. Bir başka
ilginç rakam, İnternet’te geçirdiğimiz zaman. Comscore
çok yakın bir zamanda bir rapor sonuçlarını
açıkladı. Ve Avrupa'da İnternet’i en çok kullanan
ülkenin Türkiye olduğu ortaya çıktı. İngiltere filan
bizim arkamızdan geliyor, sonuçta İnternet'i çok etkin
olarak kullanıyoruz. Kurumsal dünyaya baktığımızda da
rakamlar güzel. Elektronik ticaret rakamları her yıl
ikiye katlanıyor; İnternet’i kullanarak pazarlama yapan
rakamlarına baktığımızda oradaki rakamların da her
yıl 2'ye katlanarak gittiğini görüyoruz. Hatta bu
ekonomik durgunluk döneminde bu büyüme daha da
hızlandı. Bunların hepsi pozitif göstergeler. Bu
göstergeler nedeniyle de Türkiye yönetimin gözü
önünde olan bir ülke, sürekli yatırım yapılan bir
ülke.
-
Bunu aslında sırf Türkiye ile sınırlandırmamak lazım.
Sonuçta baktığımızda Google dünyadaki en değerli
marka yapılan araştırmalara göre. En büyük etkenlerden
birisi belki de İnternet hayatımızın içerisinde,
İnternet'siz hayat düşünemiyoruz. Bu anlamda bu resmin
karşısına Google'ı koyduğunuz zaman, İnternet'teki en
inovatif firmalardan bir tanesini görüyorsunuz. Ve
İnternet’le iletişimimizi kolaylaştıran güçlü
araçlar sunuyor Google. Türkiye’ye baktığımızda 26,5
milyon İnternet kullanıcısı çok etkili İnternet'i
kullanıyorlar, çok etkili, Google'la sürekli iletişim
halinde olan bir nüfus.
Bir önemli nokta daha var. Google’ın yaklaşımı her
zaman kullanıcıyı önde tutmaktır. Birinci öncelik
"Kullanıcı için en iyi teknolojiyi biz sunalım", ikinci
öncelik "Biz bunun üzerinden nasıl para kazanabiliriz?"'i
düşünelim. Para hep arkadan geliyor, kullanıcı hep
önden gidiyor. Bu da Google’ın marka değerini artıran,
Google'ı sevilen marka yapan en önemli etkenlerden bir
tanesi.
-
Verdiğim eğitimlerde seminerlerde verdiğim ilk
mesajlardan bir tanesi şudur. Bir pazarlamacı için en iyi
pazar araştırması düzenli olarak blogları takip
etmektir. Çünkü bloglar tüketicilerin, insanların en
tarafsız olarak fikirlerini yazdığı, paylaştığı
alanlar. Oraya baktığınızda kullanıcıların gerçek
yorumlarını görebiliyorsunuz. Kendi açınızdan
baktığınızda markanızı doğru pozisyonlamış
mısınız, ne düşünüyorlar, neleri daha iyi
yapabilirsiniz bunları görüyorsunuz. Bu işin bir
tarafı, işin pazarlama gözüyle bir
tarafı.
Haber almak istediğinizde de bloglar en
etkili kaynak oluyor. Bazen bir yerde çıkan haber o kadar
çabuk zincirleme bloglarda duyuluyor ki haber kaynağından
önce blogdan haberi almaya başlıyorsunuz. Bu yüzden ben
blogları sürekli takip etmeye çalışıyorum. Burada isim
vermek istemiyorum şu blogu, bu blogu takip ediyorum diye
çünkü bazen adını bile duymadığınız bir blogdan o
haberi duyabiliyorsunuz. Mesala bir etkinlik yapıyorsunuz,
İnternet’te neler konuşuluyor diye arıyorum, Google
alerts’ü kullanarak veya Google blog search’ü
kullanarak. Karşıma genellikle en başlarda bloglar
geliyor. Blogları okuyorum oradan haberleri alıyorum.
Dolayısıyla benim tavsiyem insanlara: Bir, blog yazmaları
çünkü fikirler uçuşmasın, fikirleri paylaşabilmek
için en güzel ortam bloglar. İkincisi blogları kesin
takip etsinler çünkü en iyi fikir alabilecekleri yerler.
-
bu soru ışığında, İBB ( http://sehirrehberi.ibb.gov.tr
) , İETT ( http://harita.iett.gov.tr/ ) , Mekanist vb. gibi
Türk halkının haritalarını ve haritalardaki
işaretlendirmeleri yoğun olarak kullandığı
kurum/kuruluşlarla bir ortak çözüm teklifi yapılamaz
mı? [Google Maps'in Türkiye'de yeni yeni başlayan 3G
akımında önemli bir yeri olacağını düşünüyorum. Bu
sayede bu kuruluşların haritalarını mobil arabirimde de
kullanmamız pek faydalı olacaktır ]
-
http://televidyon.com/p/668/google-turkiye-ne-is-yapiyor
Bu röportajda tam istediğin cevap var.