Buzla üyelerinin sorduğu sorular
-
Bizim ülkemizin vatandaşı yazmayı pek sevmez. Yazsa bile
çok kısa yazar. Ve genelde de negatif şeylere tepki
verir. Olumlu şeylere yazmaz. Bizim içinde bulunduğumuz
grubun ekolay sitesinin yorum kısmını açtık bir süre
önce. Önceleri az yorum geliyordu fakat şimdi 20 bin
yorum geliyor haftada. Tabii ki insanları teşvik etmek
için bir promosyon yaptık; bu promosyon sayesinle bu
rakamlar arttı. Şu anda başarılı oldu. İnsanlar
yazdıkça gördüler ki kendileri gibi düşünenler ve
düşünmeyenler onlara cevap veriyorlar. Yani bu yorumlar
bir foruma dönüşüyor zaman içinde. Ve bundan da zevk
almaya başladılar. Sanırım zamanla gelişecek bu ama şu
anda çok büyük bir katkı yok. Bizler daha çok izlemeyi,
yorum yapmayı ama kendi aramızda sözlü olarak yorum
yapmayı tercih ediyoruz.
-
23 yıl FMCG (Hızlı tüketim ürünleri) şirketlerinde
çalıştım (Unilever, Evyap ve Ülker). Hayatım boyunca 2
konuyla çok yakın çalışmak zorunda kaldım. Bir tanesi
medya idi merak ettiğim, diğeri de reklam ajansları idi.
Reklam ajanslarının büyülü bir kısmı vardır, çok
keyifli çalışırlar. Medya da tüketiciyle aranızdaki
köprüyü oluştururlar. Bu yüzden 23 yıllık
kariyerimden sonra böyle bir fırsat çıkınca hemen
atladım üstüne. Çünkü bu değeri yaşamak istiyordum,
bunu yaşadığım için de çok mutluyum. Profesyonel
miyim, tabii ki profesyonelim. Ama girdikten sonra daha çok
sevdim. Bilhassa içinde bulunduğum konunun geleceğin işi
olduğunu hemen gözlemledim. Girerken bunun çok farkında
değildim. Benim için girerken basın veya televizyon fark
etmezdi. Medya istiyordum sadece. Halbuki şimdi
kaçınılmaz olarak İnternet derim. 20 yıl sonra
hayatımız sadece dijital olacak. Bunu bilmiyorsan,
yaşamayacaksın. O kadar önemli bir konu.
-
Reklam modeli her zaman devam edecek, ben bunun
kaybolacağını zannetmiyorum. Tabii bu reklamların nasıl
olduğu da çok önemli. Mesala Google reklamları dikkati
çekmeden yapıyor. Tüketici farkına bile varmıyor
reklamla karşı karşıya kaldığını. İyi bir modelleri
var. Diğer bildiğimiz banner, adhoc gibi modeller,
tüketicinin dikkatini çeken reklam modelleri. Burada da
tıklamanın kaybolacağını düşünüyorum. Bu
reklamların tıklanması eski bir model. Görmeyi tercih
edecektir reklamı izleyen ve veren, kafasında bu reklamın
kalması daha öne çıkacak. Fakat İnternet'in sadece
reklama dayalı bir modelle devam etmesi de imkansız. Her
ne kadar İnternet reklam rakamları her sene artıyorsa,
İngiltere ve Amerika rakamları açıklandı artıyor
görünüyor, yine de yeterli reklam büyüklüğüne
erişilmedi. Çünkü çok dağılmış bir şekilde yapı
var. Çok fazla geliri paylaşan var. Herkese iyi bir şey
düşmediği için başka modellere geçilecek. Bence en
önemlisi üyelik sistemi. Bunu da Murdoch (Fox grubunun
sahibi) ile başladığını görüyoruz. Artık gazeteler
bedava olmayacak. İnsanlar, hele gençler gazete
okumuyorlar. Giriyor İnternet'e haberlerin highlightlarina
bakıyor sonra çıkıp gidiyor. Oysa bu haberlerin
yapılması hizmetin hazırlanması için çok emek
harcanıyor. Emeğe bedavaya sahip olunuyor. Zannediyorum
zamanla bu ortadan kalkacak. Belirli bir ücret
karşılığında girebileceğiniz yerlerin bir şifresi
olacak. Nasıl şu anda itunes'dan ücretsiz müzik
indiremiyorsanız, itunes hesabınız gibi bir NYTimes
hesabınız, Hürriyet, Milliyet hesabınız olacak. Bu
modelle hizmeti sunanlar hizmet karşılığında para
kazanacak ve okuyucu belirli bir ücret ödeyecek.
-
DOL altında başta ekolay olmak üzere, medyanet, gayetnet
gibi çeşitli markalarımız var. Hemalhemsat da
markalarımızdan birisi. İnternet işinde her alanda eşit
derecede başarılı olunmuyor. Bazı markalar daha hızlı
büyüyor, bazıları daha yavaş büyüyor. Her konuda da
ısrarcı olmak gerekmiyor. 1 milyar site var dünyada. Say
dersek sadece 20 tanesini sayabiliriz çünkü bunlar
başarıları ile öne çıkmışlar. Dünyada da e-ticaret
konularında başarılı 2 markaya baktığımızda,
amazon.com ve ebay var. Bunların ikisinin farklı modelleri
var. 2 ayrı markayı bir şeyde bulundurmak
değerlendirmenin doğru olmadığını düşündük ve
birleştirdik. Şu anda hemalhemsat, hepsiburadanın
şemsiyesi altına girdi. Evet Türkiye'deki bir numaralı
rakibi kadar başarılı değil fakat biz bu markayı
tamamen silip atmış değiliz, üzerine çalışıyoruz.
Çünkü her zaman piyasada birinciye ve ikinciye yer var.
Eğer üçüncü veya dördüncü olsaydı o zaman işi zor
derdim.
-
Dünyada iletişim ve İnternet alanında 2050'ye yönelik
bir sürü hikayeler yazılıyor. Trendler belirleniyor.
İnternet'le ilgili önümüzdeki günlerde sunum
yapacağım, IPZ, İnterkatif Pazarlama Zirvesi'nde. Orada
yapacağım sunum da 2050 ile ilgili tesadüfen. Dünyanın
nasıl hızlı geliştiğini anlatacağım. Dünya öyle
hızlı gelişiyor ki devletler bunun gerisinde kalıyor
maalesef. Böyle olunca bununla ilgili kurallar da net
çizilmiş değil. Bunun kötü örneklerinden birisi
maalesef ülkemizde yaşanıyor. Bir kişi bir siteyi
cumhuriyet savcılığına şikayet ettiğinde hakim elinde
bulunan mevcut kanunlar çerçevesinde doğurabileceği
sonuçları da öngörmeden karar alıyor. En son myspace
olayı da bunun güzel bir örneği. "Yakında facebook da
kapnırsa şaşırmayalım" diyor herkes birbirine. Çünkü
gerçekten çok girift bir ortam. Bu ortamda da kurallar
belli olmayınca kaos oluyor. Burada büyük veya küçük
bir şirket olmanız farketmiyor kanunlar önünde. Myspace
çok büyük bir şirket ve kapalı, lastfm çok küçük
bir şirket rölatif olarak, o da kapalı. Burada şikayet
yapan kişi, çok da belirgin olmayan, somut olmayan şeyler
söylüyor ve dediğim gibi, mevcut kanun adamlarımız da
araştıracağına, bilir kişiye gideceğine, önce
kapayalım sonra bakarız, mahkemede çözeriz diyor.
Maalesef memleketimizde de mahkeme sürelerinin uzunluğu da
göz önüne alınınca büyük zarara uğruyor işler. Ben,
geçen seneye kadar Reklam Öz Denetim Kurulu'nun Avrupa
bacağının Türkiye temsilcisiydim. Burada İnternet
reklamları, sitelerin nasıl hareket etmesi gerektiği gibi
konularda bir çalışma yapılıyordu. Ve onların bile
kafası karışıktı, bir türlü karar, direktif
çıkmadı. Yapılmaya çalışılan şey, Avrupa komisyonu
karar vermeden, devletlerin öz denetim kurulları bir araya
gelip kanunlara karar versinler. Çünkü devlet genelde
yasaklayıcı oluyor, engelleyici oluyor; daha zor şartlar
size empoze ediyor. Halbuki, reklam verenler, medya bir
araya geldiğinde dengeleri iyi koruyarak, tüketiciyi de
koruyarak kanunları hazırlayabilir. Şu anki sıkıntı
tamamen düzenlemelerin olmamasıyla alakalı. Ki bu
kanunlar bir an önce hazırlanmazsa, 2050 yılında android
bir insana ne yapacaklarını hiçbir zaman
çözemeyecekler. Oraya doğru gidiyor teknoloji. Mesela
sizin hafızanızı belleğe alacaklar, ölmeden önce... Ve
siz fiziksel olarak öldükten sonra hafızanız yaşamaya
devam edecek. Peki şimdi o zaman o hafıza kimin? gibi
absürt sorularla karşı karşıya kalacaklar kanun
koyucular
-
23 yıl FMCG (Hızlı tüketim ürünleri) şirketlerinde
çalıştım (Unilever, Evyap ve Ülker). Hayatım boyunca 2
konuyla çok yakın çalışmak zorunda kaldım. Bir tanesi
medya idi merak ettiğim, diğeri de reklam ajansları idi.
Reklam ajanslarının büyülü bir kısmı vardır, çok
keyifli çalışırlar. Medya da tüketiciyle aranızdaki
köprüyü oluştururlar. Bu yüzden 23 yıllık
kariyerimden sonra böyle bir fırsat çıkınca hemen
atladım üstüne. Çünkü bu değeri yaşamak istiyordum,
bunu yaşadığım için de çok mutluyum. Profesyonel
miyim, tabii ki profesyonelim. Ama girdikten sonra daha çok
sevdim. Bilhassa içinde bulunduğum konunun geleceğin işi
olduğunu hemen gözlemledim. Girerken bunun çok farkında
değildim. Benim için girerken basın veya televizyon fark
etmezdi. Medya istiyordum sadece. Halbuki şimdi
kaçınılmaz olarak İnternet derim. 20 yıl sonra
hayatımız sadece dijital olacak. Bunu bilmiyorsan,
yaşamayacaksın. O kadar önemli bir konu.
-
Bu tur durtulerini, toplumsal kurallar ve muhafazakar alt
yapi nedeniyle bastirmis olan bireyin kredi karti ile
sigindigi golgeden ama kendisini gostermeden elde edebildigi
satin alma ozgurlugundeki rahatligi bence yuz yuze yapilan
bir satis modeli ile karsilastirmak, Turkiye Toplum Yapisi
ve degerlerini iyi tanimamak anlamina gelir...